Page 120 - Manas Destanı
P. 120
Çeçtepe denilen yere gömdü. Almambet’in ölüsünü düşmana vermeden
götüren atı “Sarıala’yı da orada kesip Almambet’in mezarı üzerine bıraktı.
Vefakâr atı ona o dünyada da hizmet edecekti.
O sırada Manas bağıra bağıra ağlayarak mezarın yanına geldi. O çok bit-
kin bir hâlde bulunuyordu. Almambet’in mezarına bakıp şöyle dedi, “Kılıcı
beline kuşanıp yedi tümen düşmana karşı duran arslanım! Altın perçemli,
kuşağı püsküllü arslanım Almambet, beni yanına al! Bunalımlar geçirdi-
ğimiz günlerde çaresini bulan kahramanım, evimin direği Almambet’im!
Senden ayrıldığım gerçek mi? Arslan Almambet’imi kara yere nasıl koya-
bilirim? Beni de yanına al arslanım! Gülden yorgan örtünmüş geniş Talas
gibi yer var mı? Arslan doğmuş Almambet, sana benzer er var mı?” diye
Manas çok ağladı ve birden safran kusuverdi, bayılıp yıkılıverdi. Bunu gö-
ren Kanıkey Manas’ın üzerine eğildi ve ağlayarak şöyle konuştu : “Arslanım
zehir gibi sarı kustun, nefesin daralmış gibi mi oldu? Bu fena günlerde seni
rahatsız eden yine bir yaran mı var?”
Manas o güne kadar belinde yara bulunduğunu Kanıkey’e söyleme-
mişti. Şimdi ona bu yarasının hikâyesini anlattı. Bir müddet önce Kalmuk
hanlarından Konurbay barış teklif etmiş, Manas ve arkadaşları bu teklifi
kabul edip Konurbay’ın karargâhına gitmişler. Hain Konurbay Manas’ın
arkasına süngü saplayarak yaralamış. Savaş olmuş. Süngü yarası iyileşmek-
te olduğu için Manas buna önem vermemiş fakat bu son manevi ızdırap bu
yaranın açılmasına sebep olmuş... Bunu duyan Kanıkey yavrusunu arayan
deve gibi bozladı, az kaldı ölecekti, sonra bağırıp ağlayarak “Vay, beyim
ne söylüyorsun? Yaranı gözüm görmedi... Ecelin geldi de böyle bir şeyi
ben görmez oldum mu? Sen arslanıma bir hâl olursa ben zavallının hâli ne
olacak? Ardında kalan oğlun küçük, senden sonra ben ne olacağım? Başını
kaldır arslanım derdini anlat, ben zavallının senden sonra ne yapacağı-
nı söyle!.. Kara günler geldiğinde diktiğin sancağının altında şaşırmadan
dayanacak kişin var mı? Arslanım gözünü yumduğun gün üzüntülü kara
günlerimizin hizmetini görecek, bizi teselli edecek adamların var mı?..”
diye inledi.
Bu sözleri dinleyen Manas gücünü toparlayıp Kanıkey’in yüzüne baktı
ve şöyle konuştu:
– Sevgilim elini ver, Tanrı’dan ölümümü diledim. Ben ölürsem
Kanıkeyciğim, bu ırmağın sahilinde göçüp konma. Yangın sonunda
meydana gelen kapkara bozkır gibi fena koku çıkarma. Düşüncesiz ya-
tıp zulme düçar olma. Dikkatsizlik edip başını belaya sokma, benim ölü-
MANAS DESTANI • 119

