Page 169 - Anton Çehov'dan Seçme Hikayeler
P. 169
karşısındakinden alabildiğine tiksinmeye baş lamıştı. Şu tısla-
yan pipoyu elinden alıp kanepenin altına at sa, Finlandiyalıyı
da, yakasından tuttuğu gibi vagondan fırlatsa pek iyi olacaktı
hani.
“Şu Finlandiyalılar iğrenç mahluklar, diye düşündü. Yu-
nanlılar da öyle. Lüzumsuz, hiçbir işe yaramayan bir millet
doğrusu. Yeryüzünde boşuboşuna bir yer işgal edi yorlar, o
kadar. Neye yararlar sanki.”
Bu düşünceler, içinde garip bir öğürme duygusu uyan-
dırdı. Bunlara karşılık Fransızlarla İtalyanları alayım, dedi.
Ama onlar da ancak akordeon çalan erkekler, çırılçıplak ka-
dınlar, teyzesinin evinde konsolun üstünde asılı duran ya-
bancı memleketlerden gelme gravürleri hatırlamaktan ileri
geçmedi.
Zaten subay kendisini bir tuhaf hissediyordu. Bütün ka-
nepe boydan boya boş olmasına rağmen elini kolunu uzatıp
rahatça oturamıyor, susuzluktan dili damağına yapı şıyordu.
Başının içinde ağır bir sis tabakası vardı. Sanki düşünceleri
yalnız kafasının içinde değil, kanepelerin ara sında da gece
karanlığına bürünüp gezinmektedirler. Uy kuda imiş gibi
bu darmadağınık düşünceler arasında bir takım mırıldanma-
lar, tekerleklerin dönerken çıkardıkları sesler, kapıların açı-
lıp kapanışını duyuyordu. Kampana sesleri, kondoktörlerin
düdükleri, yolcuların, platformda telaşlı telaşlı koşuşmaları,
olduğundan daha kuvvetli duyu luyordu. Zaman da farkına
varılmayacak kadar çabuk ge çiyordu. Bunun için de sanki
tren bir dakikada bir istasyon değiştiriyor, dakika başına şu
madenî ses duyuluyordu:
‒ Posta tamam mı?
t ANTON ÇEHOV’DAN SEÇME HİKÂYELER

