Page 42 - Manas Destanı
P. 42

“Geçenlerde ben Altay’dan Talas’a gelip büyük düğün yaptığımda zi-
                  yafetime gelenlerden biri sen idin. O günden beri on yıl geçtiği bugün-
                  lerde ben de sana misafir oldum. Bu misafirliğimin önemli bir sebebi var.
                  Karahan biz ömrümüzün sonuna gelmişizdir. Ecelimizin gelmesi az bir za-
                  man kaldı. Benim elimde bir avcı kuşum var, sizde bir sungur kuşu varmış.
                  Benim avcı kuşu o sungurunuzu avlamak istiyor. Açıkçası oğlum Manas’a
                  kızınız Kanıkey’i istiyorum. Sana başvurup kızını gelin olarak almak isti-
                  yorum. Ne dersin Karahan? Cevabını bekliyorum.’’ Cakıp Han’ın bu söz-
                  lerine karşı Karahan bir müddet ses çıkarmadan parmakları ile sakalını
                  karıştırdı. Nihayet “Kızım çok küçük, oyundan başka bildiği bir şey yok.
                  Damat olacak kimdir? Adını söyle öğreneyim.” dedi. Cakıp Han hayretle
                  “Oğlum Manas’a istiyorum, demiştim. Galiba dalgındınız, duymamış-
                  sınız.” dedi. Karahan yine parmaklarıyla sakalını karıştırıp “Cakıp Han,
                  sinirlenmeyiniz. Senin oğlun Manas’ın iki karısı bulunduğunu duydum.
                  Onun içindir ki “Damat olacak kimdir?” dedim. Bu konuşma o gün neti-
                  cesiz kaldı. Cakıp Han misafir dairesine çekildi.
                     Temir Han’ın Mengdibay adlı bir veziri vardı. Çok zalim, devlet işle-
                  rinden anlamayan cahil bir adamdı. Cakıp Han’ın sarayda konuk bulun-
                  duğunu ve kız istemeye geldiğini duyar duymaz saraya koştu ve Cakıp
                  Han’ın yanına geldi. Ona Buhara halkı “Gök ala sakal Mengdibay” der-
                  lerdi. Cakıp Han’ı görür görmez şöyle konuşmaya başladı: “Arık atını yo-
                  rup nereden gelen ihtiyarsın? Nereye gidiyorsun? Çehrende nur kalmamış,
                  gözlerinin feri kaçmış, hayvanları kırılmış, ekmek dilenen biçare misin?”
                  Bu hakaret edici sözlere Cakıp Han şu cevabı vermekle yetindi: “Malımı
                  mülkümü düşmana aldırmış adam değilim, kışın kırlarda gezen, otlayan
                  hayvanları da kırılmış değildir. Benim oğlum Manas Alp, Kayıp Han kızı
                  Karabörk’ü savaş meydanında ganimet olarak aldı, Şooruk’un kızı Akılay’ı
                  da babasının kalesinden ganimet aldı. Kızla evlenmiş gibi olmadı. Kırgız
                  töresine  göre eğlenceli  toy, düğün  yapıp evlenmek  istiyor. Ona bir kız
                  arayıp çaldır çuldur konuşan, dilini adam bilmeyen Çin ülkesini gezdim,
                  güzel kız bulamadım. Ağaç saplı bel kazısı ile toprağı kazan, kara eşeğin
                  cins at gibi öven, mısır unu ekmeğini koynunda taşıyan Sart ilini taradım
                  bir güzel kız bulamadım. Kalmuk ilinde dolaştım, güzel kıza rastlamadım.
                  Dünyanın en güzel kızı olarak Temir Han’ın kızı Kanıkey’i buldum. Onu
                  oğluma istemeye geldim.”
                     Cakıp Han’ı dinledikten sonra “Gök ala sakal Mangdıbay derhâl ora-
                  dan uzaklaştı ve Temir Han’a gidip Cakıp oğlu Manas’a kızını vermesinin
                  doğru olmayacağını çünkü onun bir haydut olduğunu söyledi fakat Temir


                                                                  MANAS DESTANI • 41
   37   38   39   40   41   42   43   44   45   46   47