Page 47 - Çocukluk
P. 47

görünürde tavşan yoktu. Etrafa bakınmağa başladım.
               Jiran da aynı vaziyette idi. Önce homurdanıyor, atılı-
               yordu, sonra yanıma yattı, başını dizlerime koydu ve
               sakinleşti.
                  Altında oturduğum meşenin dışarıya çıkmış kökle-
               rinin yanıbaşında, boz kuru toprakta, kurumuş meşe
               yaprakları  ve  palamutlar  arasından,  kuruyup  yosun-
               laşmış küçük dallarla sarımtrak yeşil yosun ve arada
               fışkıran ince, yeşil otlar altından karıncalar kaynıyor-
               du. Birbiri ardından yürüyerek açtıkları düzgün yol-
               lardan  bazıları  boş,  diğerleri  yüklü  olarak  hızlı  hızlı
               gidiyorlardı.  Elime  bir  çubuk  aldım  ve  yollarını  kes-
               tim.  Bazılarının  tehlikeyi  gözönüne  alarak  çöpün  al-
               tından, diğerleri üstünden geçtiklerini görmeliydiniz;
               bir kısmı ise, hele yüklü olanlar büsbütün şaşırıyor, ne
               yapacaklarını  bilemiyorlardı:  duraklıyor,  etrafta  geçit
               arıyorlar veya geri dönüyorlardı, daha da olmazsa dal-
               cığın üstünden elime çıkarak, galiba ceketimin koluna
               girmeğe niyetleniyorlardı. Beni, bu çok meraklı incele-
               melerden ayıran, etrafımda pek alımlı dolaşan sarı ka-
               natlı kelebek olmuştu. Ona dikkat eder etmez, benden
               iki adım kadar uzaklaştı, hemen hemen solmuş olan
               yaban yoncasının beyaz çiçeği etrafında biraz dolaştı
               ve  çiçeğin  üstüne  kondu.  Bilmiyorum,  güneşin  onu
               ısıtmasından mı, yoksa çiçekten usare emdi de ondan
               mı, herhalde çok memnun olduğu belli idi. Arasıra ka-
               natlarını kımıldatıyor, çiçeğe yapışıyordu; en nihayet
               kımıldamaz oldu. Başımı iki elime dayıyarak, zevkle
               onu seyrediyordum.



               46 • ÇOCUKLUK
   42   43   44   45   46   47   48   49   50   51   52