Page 23 - Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitimi Kuruluşlar ve Tarihçeler
P. 23
t
Bu soravlardan dördüncüsü üzerinde biraz durmalıyız :
Yukardaki bilgilerden Devletin hukuka, hattâ görünüşte
kendi koyduğu hukuka bile bağlı bulunduğu anlaşılmış
olsa gerektir. Egemenlik, hukukun tek kaynağıdır. Oysakim
gene egemenlik, saltık ve sınırsız bir erktir. Böyle olunca
bu egemenlikten doğan Devlet gücü kendi kendini sınırlıyor
demektir. İşte bunun için Devlet, kendi kanunlarına istiye-
rek, gönül hoşluğuyla boyun eğer. Bununla beraber Devle
tin hukuk ile sınırlanması, uygularda imgesel de görünebilir.
Çünkü Devlet, bir hukuki yüklenmeden veya ödevden
kurtulmak istedi mi hemen onda değişiklik yapıvermek de
elindedir. İşte bu durum karşısında gerçekçi görüşle artık
Devlet, hukukun nedeni olamaz. Hukuk toplumsal zorunlu
luklar üzerine kurulmuş olduğu için Devletten öncedir ve
ondan üstündür. Egemenler, Devlet yetkisini, hele kendili
ğinden oluşumlanan hukuku ortaya koyrpak ve onu kanun
larla düzgü haline getirmek yetkesini gene hukukun kendi
sinden alırlar. Böylece hukuk, egemenlik sürenlerin yetkile
rini de sınırlamış olur. Buda Devletin hukuk tarafından sınır
lanması demektir. Şu hal de Devletin nasıl ıralandığını kavrı-
yabilmek için ilkin hukuku tanımlamalıyız, sonra da Devlet
ile hukuk arasındaki bağlılaşmalardan bahs etmeliyiz.
Hukukun tanımı:
Hukuk, “toplum halinde yaşıyan insanlar arasında dü
zen ve adaletin başatlığını sağlamak için ödev kuralları
şeklinde ortaya konan ve tutulacak yolu gösteren birtakım
hükümlerdir.„ Yahut başka bir deyimle “bir yandan insan
lar arasında, öte yandan insanlarla şeyler arasındaki bağ
lılaşmaları ve ilişikleri düzenliyen ve hükümleri yaptırım
larla yürütülen kurallar takımıdır.,, diye tanımlanır.
Bu tanımlara göre hukukta aranılması gereken başlıca
ıralar şunlardır:
1) Hukuk, bir toplumsal disiplindir.
2) Hukuki hükümler, belli birtakım şekillerle yerleşir.
3) Hukuki hükümler, toplumsal bağıntılarda düzen ve
adaleti amaç tutar.
4) Hukuki hükümler ödevlidirler.

