Page 683 - Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitimi Kuruluşlar ve Tarihçeler
P. 683
651
kitabet ve din dersleri veriliyor, onlara tahtadan tüfeklerle
talimler yaptırılıyordu. Bu Talimhane iki yıl sonra kapan
mıştır. Ancak yeni Ordunun subay ihtiyacı gittikçe daha
kuvvetle beliriyordu. O sırada İstanbul’da bulunan ünlü
Moltke, ikinci Mahmud’a. Orduya subay yetiştirmek için
Avrupa’ya öğrenci yollanması gerektiğinden bahsetmişti. Fa
kat padişah, subay ihtiyacınırl İstanbul’da açılacak bir okulla
karşılanabileceğini düşünüyordu. Bu düşünce, Devletin için
de bulunduğu Harb hali ve malî güçlükler yüzünden kolay
ca uygulanamazdı. Bunun için Aurupa’da uzun süre kalmış
olan fahrî yaverlerden Hassa Miralayı Namık Bey (Paşa) in
mütalâalarından ve Hassa Müşiri Fevzi Paşanın yardımların
dan faydalanılarak ilkin Selimiye kışlasında «Sıbyan Bölük
leri» adiyle bir askerî okul kuruldu (1831). Böylece Harb
Okulumuzun temeli atılmış oluyordu. Bu okul, sonra Maçka
Kışlasına taşınarak burada “Harbiye Mektebi* adını almıştır
(1834). Aynı yıl içinde «Muzikai Hümayun Mektebi» de
açılmıştır.
Harbiye Mektebinin ilk Nazırlığına Kaymakam Mazhar
Bey tâyin olunmuştur (1834). Maçka Kışlasında, okula elve
rişli bir hâle gelmesi için gerekli değişiklikler ve eklentiler
de yapılmıştır (1835).
Hrbiye Mektebi, Mackadaki ilk şekliyle daha çok bir
“Talim Taburu* halindeydi. Bu taburun sekiz sınıfı vardı.
Bu sınıflarda ilk öğrenim derecesinde genel bigilerle arabî,
farisî, faransızca dersleri veriliyor, ayrıca askerlik dersleri
de gösteriliyordu. Bu sekiz sınıfı bitiren öğrencilerin zeki ve
çalışkanlarından 100 ü, okulun, yine Maçka’da ayrıca açılmış
olan-orta okul ayarındaki - ikinci bölümüne geçiriliyorlardı.
Bu bölümde genel olgucu bilimlerle bunlardan askelrlikle
ilgili olanlar öğretiliyordu.
1836 da «Mis Pardo» ardında bir İngiliz kadını Maçka’daki
Harb Okulu’nu ziyaret etmiş ve İngiltere’ye döndükten sonra
yazdığı hâtıralarında okul hakkındaki görüşleriyle eleştirim
lerini ve genel olarak eğitim işlerinin durumu yönünden
düşüncelerini belirtmiştir. Mis Prado’nun görüşlerinde tartı
şılabilecek noktalar vardır. Fakat onun hâtıraları eğitim
tarihimiz yönünden okunmaya değer bir belge sayılabilir.

