Page 40 - Türkiye'de Eğitim Bilimleri Tarihi Üzerinde Bir Araştırma
P. 40

12                TÜRKİYE’DE EĞİTİM BİLİMLERİ TARİHİ


                     Rüştiyelerin özelliği, medrese tipinde (uhrevi  hayata yönelik) bir okul
                 olmaması, dünya işlerine, hayata yönelik bir okul  olmasıdır.  Rüşti  söz­
                 cüğü de, “çocukluktan çıkıp ergenliğe geçmiş, ergin olmaya yönelmiş” an­
                 lamına  gelir.  Tanzimat  hareketi  ile  yeni  kumlan  Devlet  örgütüne  memur
                 yetiştirmek görevi  de bu  kummlara verilmiştir.  (Bakılabilir.  Bu bölümün
                 Eğitim Hareketleri arasında: Rüştiyelerin açılması.)
                     Böylece  rüştiyeler,  Türkiye’de  orta  öğretimde  kumlan,  öğrenci  do­
                 ğasına  ve  dünya  işlerine  önem  ve  değer  veren  ilk  kuruluşlar  olmuştur.
                  1846'da  “Mekâtib-i  Umumiye  Nazırlığı”  kurulduktan  sonra  rüştiyeler
                 tedricen  çoğalmaya  başladı.  Bu  okullara  öğretmen  yetiştirmek  de  artık
                 bir ihtiyaç haline gelmişti.C“)
                     Bu ihtiyacı karşılamak üzere, sözü geçen okulların yönetiminden so-
                 mmlu olan  Kemal  Efendi’nin girişimi  ile,  16 Mart  1848  Perşembe günü
                  İstanbul’un  Fatih  semtinde  “Darülmuallimîn  (öğretmen  okulu)  adlı  bir
                 okul açıldı. Nizamnamesi,  ilk müdürü Cevdet Efendi (sonraları  Paşa) ta­
                  rafından  1851’de hazırlanmıştır. (Ek-1).  Amacı dikkate alınırsa, bu okul,
                  gerçekte bir “Rüştî Dürülmuallimin” (Orta Öğretmen Okulu) idi. Bu okul
                  açıldıktan  sonra,  3-5  tane  olan  “Rüştiye  Mekteplerinin  (orta  okulların)
                  çoğaltılması yoluna gidildi.
                      Aradan  15-20 yıl gibi bir zaman geçtikten sonra da, Maarif-i Umumiye
                  Nezareti’ne  bağlanan  ve  “Sıbyan  mektebi”  adı  verilen  ilkokullar  ço­
                  ğaltılmaya başlandı.  Bu da ilkokul öğretmenine olan ihtiyacı artırdı.  Bunun
                  üzerine, ilkokul öğretmeni yetiştirmek amacıyla, İstanbul da 1868 de yine ilk
                  kez  “Darülmuallimin-i  Sıbyan”  (llköğretmen  Okulu)  açıldı.  Bundan  sonra,
                  eski “Darülmuallimîn”, “Darülmuallimîn-i Rüşti” olarak adlandırıldı.
                      Bu sırada (1869 yılında) Saffet Paşa’nın Nazırlığı zamanında, “Ma­
                  arif-i  Umumiye  Nizamnamesi” bugünkü  anlamda (Genel  Eğitim  Yasası)
                  hazırlandı  ve  yayımlandı.  Bu  Nizamnamenin  yayımlanması,  öğretmen
                  yetiştirmede  önemli  bir  adım  olmuştur.  Nizamnamenin  52.  maddesine
                  göre,  İstanbul’da  üç  şubeli  bir öğretmen  okulu  açılacaktır.  Birinci  şube
                  Rüştiyeye,  ikinci  şube  İptidaiye’ye,  üçüncü  şube  de  Sultani  lere  öğ­
                  retmen  yetiştirecekti.  Rüştiye  şubesi  iki  kısımdan  ibaret  olacaktı.  Bi­
                  rincisi  Müslüman  olanların,  İkincisi  de  Müslüman  olmayanların  rüş­
                  tiyelerine öğretmen yetiştirecekti. (Madde 53)
                       1868’den  1915’e  kadar,  okulun  düzeyine  göre  değişmekle  birlikle,
                  öğretmen okullarının öğrenim süresi, genellikle ilkokul  ya da  rüşiı\eler

                  (18) Berker. A/i/. i ’ürkiye’de İlk ÖJ^retim. Ankara,  1945 s.  12.
   35   36   37   38   39   40   41   42   43   44   45