Page 178 - Mevlana'nın Eğitim Görüşleri
P. 178

1
                                              Attan sıpa doğduğunu gördün mü hiç?”

                               Bu bakımdan, manevî yönden gönle gelen bilgilere dikkat etmek
                        gerekir. Lokma, yukarıdaki dizelerde geçtiği gibi, tohumdur; verdiği şey
                        de düşüncelerdir. Đnsanın aldığı manevî gıdaları bir deniz sayarsak, onun
                        incileri de düşüncelerdir. Demek ki, düşünce ile insana verilen bilgiler,
                                                            2
                        onun gönlüne ekilen tohumlar gibidir .

                               Đnsanın bedeni bir gül yığınına benzer, düşünceler de gül suyuna.
                        Gülsuyunun gülü inkâr etmesi şaşılacak şeydir. Çünkü bu gül yığınındaki
                        güller, bir gül ağacında bitmektedir, güllere gülsuyunu veren de o ağaçtır.
                        Ama ne yazık ki, gülsuyu gül ağacına kadar gidemediği için, gül ağacı
                        yerindeki yüce Allah, "söyle", "de ki" buyruklarıyla, görünen gerçekleri
                                                                       3
                        bize bir kere daha göstermekte ve söyletmektedir .

                               Mevlâna  bir  gazelinde  de  düşünceyi,  yanı  başımızda  duran  bir
                        ağaçtan  akan  suya  benzetiyor.  Bunun  için  insanın  içinin  pislikten,
                        çamurdan temizlenmesi gerek ki, su temiz aksın; yoksa bedenin içindeki
                        pislikler bu düşünce ırmağını pisletir, kirletirse ortaya çok saçmalıklar ve
                                       4
                        hezeyanlar çıkar .

                               Yaratılışın esas amacı insandır; bu bakımdan evrendeki en değerli
                        şey o ve onun da düşüncesidir. Đnsan, düşünceden var olmuştur. Mevlâna
                        Mesnevi'yi  yazdırırken  sabahı  bulduğu  bir  sırada  "şarap  bizden  sarhoş
                        oldu,  biz  şaraptan  değil;  beden  dediğimiz  kalıp  bizden  var  oldu,  biz
                        kalıptan  değil"  diyerek  insanı  balarılarına  ve  bedenleri  de  muma
                                      5
                        benzetmektedir .  Dolayısıyla  burada,  insanın  kendi  düşüncesinin  eseri
                        olduğu vurgulanmaktadır.

                               Mevlâna, dünyanın durmadan yenilenmesini, eski olan her şeyin
                        eserleriyle birlikte bu dünyadan çekip gitmesini her an taze olarak Tanrı
                        katından yeni ve sürekli düşüncelerin gelmesine benzetiyor.

                                              “Yeni bir gün, yeni bir gece, yeniden yeniye bir
                                              bağ bahçe, yeniden yeniye ağ-tuzak; her solukta
                                              yepyeni bir düşünce, yepyeni bir hoşluk, yepyeni
                                              bir zenginlik.

                                              Gözün  gördüğü  evrenin  ötesinde  sınırsız-sonsuz
                                              bir evren olmasa, yeni nerden geliyor, eski nereye
                                              gidiyor?








                        1
                         Mesnevi. 1/1655
                        2
                         Mesnevi. 1/1650-1656
                        3
                         Mesnevi. 6/1819-1631
                        4
                         Dîvan-ı Kebîr, cilt 4. s.332(3203-3207)
                        5
                         Mesnevi. 1/1820- 1821
   173   174   175   176   177   178   179   180   181   182   183