Page 125 - Azerbaycan'dan Masallar
P. 125

Çoban Muhammed:

                     ‒ Hanım, büyük bir yanlış yaptım. Padişah hastalanmış, çil atın sütü
                  olmazsa iyileşmeyecekmiş. Ben de çil atın sütünden gidip getireceğime söz
                  verdim.

                     Karısı gülmüş.
                     ‒ Bey, bu defa da sana yardım edeceğim. Bundan sonra da böyle işleri
                  üzerine alma. Al bu parayla, git pazardan bir katır getir. Ayrıca tulukla  da
                                                                             *
                  içki al. Katıra bin, bak bu sola giden yola düş, git. İki gün sonra karşına
                  bir ormanın içinde üç yol çıkar. Ne sağa git, ne sola, ortadaki yolu takip
                  ederek git. Karşına deniz kenarında bir havuz çıkar. Çeşmeden akan su bu
                  havuza dökülür. Çil at yavrusuyla birlikte öğlen olunca çıkıp havuzdan
                  su içer, sonra biraz oynaşırlar ve tekrar denize girer, kaybolur. O çeşmeyi
                  kapatıp içkiyi havuza akıtmalısın. Fakat çil at seni görmesin. Yoksa her şey
                  boşa gider. Çil at denizden çıkar, içkiyi içer, mest olup düşünce yakalayıp
                             **
                  üzerine eyeri  koyarsın, oturursun üzerine, o kadar çok koşturursun ki her
                  tüyü bir çeşme olur. Ondan sonra nere istersen oraya sür, demiş.
                     Çoban Muhammed pazardan bir katır ile iki tuluk alıp getirmiş.
                  Karısının dediği gibi yapmış. Yola düşüp gitmiş. Ormana girdikten sonra
                  yolun üçe ayrıldığını görmüş ve orta yoldan devam etmiş. Karşısına bir
                  su havuzu çıkmış ve orada önce katırı gizlemiş. Çeşmeyi kapatıp içkiyi
                  havuza dökmüş. Öğlen olunca deniz coşmuş, sular yarılıp çil at ile yavrusu
                  denizden çıkmış. Çil at havuz başında ağnayıp , kişneye kişneye bir o yana,
                                                        ***
                  bir bu yana gitmiş. Sonra da gelip abanıp havuzdan o kadar çok içmiş ki
                  mest olup düşmüş.
                      Çoban Muhammed merakla atı seyrediyormuş. Birden kendine gelip
                  eyeri atın sırtına vurmuş. Binmiş üzerine. Başlamış ata vurmaya, korku-
                  sundan atın her tüyünden bir çeşme açılmış, terlemiş. Oradan sürmüş pa-
                  dişahın yanına...

                     Karısı balkondan bakıyormuş, bakmış ki Çoban Muhammed gelir, çil
                  at altında ve yavrusu da yanında.

                     Sabah olmuş, çil atın sütünden sağıp götürmüş. Padişah, sütü almış ve
                  demiş ki:



                  * Tuluk: Koyun, keçi derisi.
                  ** Eyer: Binek hayvanlarının sırtına konulan, oturmaya yarayan nesne.
                  *** Ağnamak: (hayvan) Yere yatıp yuvarlanmak.


                  124 • AZERBAYCAN’DAN MASALLAR
   120   121   122   123   124   125   126   127   128   129   130