Page 216 - Dünya Eğitimine Yön Verenler - I
P. 216
eğitimi 4 (Herbert) veya 5 (Herbert’in takipçileri) aşırı formal seviyeye sınırla-
yarak öğretimin gelişmesini engelledi.
Dawid Comenius’un Didactica Magna’sını Örnek Dersler için ilham kayna-
ğı olarak ifade etmiştir. Ancak büyük Çek düşünür sadece bu derslerin tasla-
ğını sağlamıştır, Dawid ise bu konuda fazlaca olan literatürden yararlanarak
(Rabelais, Pestalozzi, Rousseau, Fröbel’in çalışmaları ve Dickhoff, Greard,
Salomon ve diğerleri gibi çağdaş yazarlar da dâhil.) başlangıç seviyesinde
uyumlu bir işitsel görsel eğitim teorisi geliştirmiştir. Bu teorinin veya en azın-
dan onun temellerinin fen bilimleri öğretiminin sonraki gelişimine katkı sağ-
ladığını söylemek abartı olmaz. Aynı zamanda formal ve ansiklopedik eğitim
kavramı ile uygulanan öğretim arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini
vurgulamıştır. Eğitim etkinlikleri ilk olarak soyut şeylerin dolaylı bilgisinde
ilgi ve kapasitenin artırılmasına ve ikinci olarak da bu tür bilgiler için öğrenci-
lerin materyal hazırlamasına bağlıdır, demiştir.
Bazı kendi çağdaşı teorisyenlerin aksine Dawid, yeni metodun -örnek
dersler- sadece temel eğitim öğrencilerinin zihnine hizmet ettiği düşünülme-
melidir, aynı zamanda öğrencilerin duygularına, isteklerine ve karakterlerine
de hizmet etmektedir, demiştir. Bu aslında çok modern bir görüştür.
Örnek Dersler kavramı Polonya eğitiminin gelişmesinde çok önemli bir rol
oynamıştır. B. Nawroczynski (Öğrenci ve Sınıf, 1923), W. Okon (Öğretim Süre-
ci, 1954) veya B. Suchodolski’nin (Eğitimli Kutup Modeli, 1980) çalışmalarında
yansıtıldığı gibi öğretim süreçleri üzerine yapılan deneyler için bir kilometre
taşı ve ilham kaynağı olmuştur. Dawid’in kavramı Polonyalı öğretmenler ve
öğretmen adayları için gerçek bir metodolojik bilgi hazinesidir. Aynı zamanda
yirminci yüzyılın başlarında Polonya eğitiminde yaygın olan anlatım ve bi-
çimcilik gibi eğitim ve öğretimdeki aşırılıklar ve zayıflıklar için mükemmel bir
çözümdü ve gelişen “yaparak öğrenme”yi takip eden “örnek dersler” tarafın-
dan sunulan yeniden yapılandırma için bir başlangıç noktasıydı.
Dawid’in son çalışması olan Öğretmenlerin Ruhu (1912) büyük bir harekete
sebep olmuştur. Deneylere dayalı diğer çalışmalarının tam aksine, başlığında
yansıttığı gibi aksiyolojik ve etik yansımaları içermektedir. Dawid’e göre “İn-
san ruhunun sevgisi iyi bir öğretmenin belirgin özelliğidir.” Öğretmenlerin
sadece “basitçe ders verme” zorunda olmadığına aynı zamanda bir eğitimci,
koruyucu, danışman, arkadaş, öğrencilerin gerçekleştirdiği birçok bilişsel et-
kinliğin başlatıcısı hakem ve son olarak da hâkimin görevlerini üstlenmeli-
dir. Elbette bu sorumluluk duygusunu, insan acılarına karşı duyarlı olmayı,
214 • DÜNYA EĞİTİMİNE YÖN VERENLER DÜNYA EĞİTİMİNE YÖN VERENLER • 215

