Page 343 - İçtimai Mektep
P. 343
3 3 5
tam bir pedagoji eserine vücut vermek için
kâfi değildir.
işte içtimai Mektep’in temeline koyduğumuz
şey «faaliyet, cazibe, alâka, açık hava...» gibi
ruhi unsurlar ne de «iş, sanat...» gibi tek cemi
yet yamalandır. Bu temel, bütün müesseseler!
ve müesseselerinin bütün zaruretleriyle cemiyet
hayatının kendisidir. Bu teşkilâtın mahsulü mut
lak ve ruhi faaliyetler değil, ilim, fen, sanat,
ziraat, ticaret., nevinden içtimai şahsiyetlerdir.
Faaliyetçilerin ve Dewey gibi pragmacıların
terbiyeye mebde olarak kabul ettikleri «arzu,
iştiyak, temayül, cazibe, sevkı tabii...» gibi meb-
delerin kaynağı yalnız mâşer ve mâşeri bir
faaliyettir. Bunlar yalnız zümrevi bir hayat ya-
şıyan insanlarda doğar. Uzvi mutalar gibi fertte
bulunmalarına imkân yoktur. Şüphesiz Dewey
«gerçek ihtiyaçtan hareket etmek, gerçek şart
larla çalışmak, gerçek bir neticeye vâsıl olmak ..»
gibi terbiyenin mühim şartlarını işaret ediyor.
Fakat J. - J. Rousseau’fıun pedagojisi bir kere
malûm olduktan sonra asıl mesele bu «gerçek!
gerçek I» sözünün gerçek medlûlünü' bulmıya
kalıyor. Gerçek ne demektir? Ben de Talim ve
Terbiyedeînkılâp'{3. «hayat, hayat!» diyerek bu gerçe
ği işaret ediyordum. Fakat hayatı bugünkü kadar
açık olarak hiçbir zaman anlıyamadığımı itiraf
ediyorum. Durup dururken yüksek sesle konuş
mak! Bunun da hatiplikle alâkası ne olabilir?
Durup dururken Berlitz okullarının «masanın
altında ne var?» sorusuna cevap vermek! Bu
nun ecnebi dil söylemekle ne alâkası vardır?
Durup dururken Gotik veya Türk sanatı hak
kında bir tetkik yapmak! Bunun da sanat tarihi

