Page 100 - Mevlana'nın Eğitim Görüşleri
P. 100

1.2.2.2. Can veya ruh

                               Mevlâna'nın eserlerinde ve özellikle de Dîvan-ı Kebîr'inde en çok
                        geçen  kavramlardan  ve  insanı  anlatırken  başvurduğu  unsurlardan  biri,
                        can  veya  ruhtur.  Allah  canlıları  yaratırken  onların  bedenlerine  ruh
                        vermiş, ama insanı yaratırken özellikle kendi ruhundan üfürmüştür, Đsrâ
                        sûresinde,  Peygamber'e  ruh  üzerine  soru  sorulduğunda,  onun,  'ruhun
                        Allah'ın  emrinde  olduğunu  ve  insanlara  bunun  hakkında  pek  az  bilgi
                                                       1
                        verildiğini' bildirmesi istenmiştir .

                               Can  ve  gönül  evreni,  Allah  katında  ve  her  türlü  canlılığın
                        kaynaklandığı bir evrendir. Canlılar oradan gelir, oraya gider. Canlar o
                        evrende  bir  ve  beraberdirler,  yâni  bütün  canlar  aslında  birdir.  Can  bu
                        maddeden  yaratılmış  dünyada,  şu  gök-kubbenin  altındaki  havada
                        kararsızdır. Burada belli bir süre kalır, sonra toprak bedenleri terk edip
                                                                           2
                        anlam evrenine, can evrenine ulaşır, orayı yurt edinir .

                               Allah  katında  can  ve  gönül  evreninden  bazı  canlar  veya  ruhlar,
                        Allah'a  bağlılıkları  kontrol  edilmek  üzere  bu  madde  evrenine
                        gönderilmektedir. Sınav, kıyamet gününe kadar bölük bölük sürecektir.

                               Can, Mevlâna'ya göre, Allah'ın esas sıfatlarından biridir. O, canlar
                              3
                        canıdır . Varlıklara esas hayat ve anlam veren, O'nun, değişik şekillerde
                        bu dünyaya gönderdiği canlardır.

                               Can,  madde  dünyasında  hemen  kendi  etrafına  bazı  uyumlu
                        maddeleri toplamaya, onlardan bir beden meydana getirmeye başlar. Can,
                        bedende kaldığı sürece birbirine zıt unsurlar bir arada kalarak uyumlu bir
                        birlik  meydana  getirir;  yabancılığı  kaldırıp  onları  ortak  bir  amaca  göre
                        çalıştırır.  Ama  can  bedenden  ayrılınca  bütün  unsurlar  bozulmaya,
                                                                          4
                        dağılmaya  ve  birbirlerini  yok  etmeye  başlarlar .  Canın  hastalanıp
                                                                             5
                        zayıfladığı anlar olabilir ama parçalanamaz, bölünemez .

                               Mevlâna'ya  göre,  evrenin her tarafında  can vardır. Bizim cansız
                        dediğimiz maddelerde de aslında donmuş bir can vardır. Kıyamet günü
                        Đsrafil'in  "sûr"u  ile  bütün  evren  canlanacaktır.  Bu  hususu  daha  iyi
                                                                                     6
                        anlatmak için, Mesnevi'de bir ejderha hikâyesi anlatılmaktadır . Bağdat
                        civarında bir yılancı, soğuk bir kış gününde erkenden çevrede dolaşırken
                        ölmüş bir ejderha gördü. Bunu Bağdat'taki halka göstermek için iplerle
                        sıkıca  bağladı,  çeşitli  çuvallara  koydu,  kilimlere  sardı  ve  şehre  getirdi.
                        Halk, bu üstü örtülü ejderhanın başına toplandı. O sırada iyice yükselmiş
                        olan  güneş,  sarılarak  soğuktan  korunmuş  olan  yılanı  daha  da  ısıtınca,
                        donu  çözülen  hayvan  hareket  etmeye  başlamış.  Ölü  varlığın  tekrar


                        1
                         Kur'ân-ı Kerim. 17/85; 32/9.
                          Mevlâna'nın Mektupları, s.143
                        2
                         Dîvan-ı Kebîr, cilt 2. s.164- 165(1317- 1318), 190(1543), 386(3242)
                        3
                         Dîvan (2). s.260(3300)
                        4
                         Macâlis-i Sab'a. s.26
                        5
                         Dîvan- ı Kebîr, cilt 2. s.37(294)
                        6
                         Mesnevi. 3/976-1066
   95   96   97   98   99   100   101   102   103   104   105