Page 106 - Mevlana'nın Eğitim Görüşleri
P. 106

başlamakta,  kısa  sürede  toprağa  gömülmektedir.  Bedenin  bütün
                        faaliyetleri can sayesinde, can ışığının bedene yansıması sayesindedir.

                                              "Söz  de  canın  ışığıdır,  göz  de,  kulak  da.  Suyu
                                                                       1
                                              kaynatan ateşin ışığıdır."

                               Đnsan  ruhu  ve  canı,  bir  ağacın  kökleri  gibidir.  Kökler  toprağın
                        altındadır,  bizim  gözlerimizden  gizlidir,  ancak  ağacın  gövdesi,  dalları,
                        yaprakları, meyveleri o kökler sayesindedir. Kökler olmasa ağaç kurur ve
                        çürümeye başlar; ancak kökler olsa da yapraklar dökülse, dallar kesilse,
                                                                           2
                        ağaca can veren kök onları tekrar meydana getirebilir .

                               Canın gizliliği üzerine, Mevlâna'nın bir va'zında şöyle bir hikâye
                                    3
                        geçmektedir :  Bir  tilki,  ormanda  dolaşırken  ritmik  davul  seslerinin
                        geldiği  bir  yöne  doğru  gitmiş.  Orada  dala  asılı  bir  davul  görmüş;
                        rüzgârda  sallanan  bir  başka  dal  davula  vurdukça  kuvvetli  bir  ses  her
                        tarafa  yayılıyormuş.  Meraklı  tilki  bu  kadar  büyük  bir  sesi  çıkaran
                        davulun canını merak etmiş. Uğraşa uğraşa davulu aşağıya indirmiş, gene
                        orada  uğraşa  uğraşa  dikenlerle,  tırmalamakla  davulun  derisini  yırtmış,
                        içine  kafasını  sokmuş  ama  havadan  başka  bir  şey  bulamamış.  Can  da
                        böyle,   bedenin     algılama    güçleriyle   bulunamaz.     Varlıklar,
                        algılayamadıkları  canın  yerine  algılayabildikleri  dünya varlıklarına  âşık
                        oluyorlar. Yanılıyorlar ve yanıldıklarını da çok geç anlıyorlar.

                               Mevlâna'ya  göre  insanların  perilerden  çok  daha  gizli  olduğuna
                        daha  önce  değinilmişti.  Bizi  cinlerden  ve  perilerden  daha  gizli  ve
                        anlaşılmaz yapan, ruhumuz ve canımızdır.

                                              "Periler, cinler bizim şeklimizi görüyorlar, ancak
                                              canımızdan  haberleri  bile  yok;  o  kavim  ağyar
                                              kesilmiş de Tanrı düzenine tutulup gitmiş.

                                              Sen kendini bilmiyorsun da ondan perileri arayıp
                                              duruyorsun.  Kendini  çabucak  bu  kadar  ucuza
                                                      4
                                              satma."

                               Đnsan  bu  evrenler  içinde  Allah'ın  en  güzel  şekilde  yarattığı  ve
                        yücelttiği  bir  varlıktır.  Cinlerden,  perilerden,  meleklerden,  şeytanlardan
                        üstündür.  Melek  türü  varlıklar  toprakla  karışıp  bedenleşemezler,
                        topraktan  yapılma  hayvanlar  da  Tanrı'nın  anlam  denizinden
                        habersizdirler, oraya gidemezler, insan hem maddî hem de manevî olarak
                        karada, denizde, havada hareket edebilen ve dahası bunların anlamlarını
                        bilen,  meşakkatini  çeken  tek  varlıktır.  Bedeniyle  yeryüzünde,  canı  ile
                                      5
                        gökyüzündedir .  Đnsan  canı,  doğan  kuşu  gibidir,  bedende  kendini



                        1
                         Mesnevi. 1/3284,2232
                        2
                         Fîhi Mâfih. s.286
                        3
                         Macâlis-i Sab'a. s.47
                        4
                         Dîvan-ı Kebîr, cilt 2. s.323(1884- 1885)
                        5
                         Mesnevi. 2/3779-3788
   101   102   103   104   105   106   107   108   109   110   111