Page 207 - Mevlana'nın Eğitim Görüşleri
P. 207
yeterli değildir; söz dili ile söylenen, iş dili ile de yerine getirilmelidir ki,
insanın gerçek değeri ortaya çıksın. Yoksa insanın hareketleri sözlerini
yansıtmayınca yalan olan, birbirine uygun olmayan iki durum ortaya
çıkar. Đnsan bu dünyadan giderken mallarını ve dostlarını burada
bırakacaktır; götürecekleri, yaptıkları ve düşündükleridir.
Peygamberler arasında Hz. Süleyman'ın kuşdilini bilmesi, bütün
Doğu edebiyatında sık sık temas edilen konulardan biri olmuştur. Allah,
her kuşun nağmesini ve dilini Süleyman Peygamber'e öğretmiştir. O da
kuşlarla konuşmakta; onların dilini anlamakta onun söylemek
istediklerini de kuşlar anlamaktadır. Hz. Süleyman, aynı zamanda
karıncaların seslerini de duyup anlıyordu.
Kur'ân'ın Neml suresinde Süleyman'a kuş dili öğretildiği, herşeye
ait bilgi verildiği; onun Saba melikesi Belkıs'a hüdhüd kuşunu elçi olarak
gönderdiği, hattâ Belkıs’a karşı elçilerini gönderdikten sonra çevresinde
bulunan varlıklara, onu tahtıyla beraber hemen kimin getirebileceğini
sorduğu ve cin taifesinden birisinin bunu hemen yerine getirdiği anlatılır.
Gene aynı sûrede Hz. Süleyman'ın karınca vadisine geldiğinde bir
karıncanın diğerlerine, “Yuvalarınıza girin, Süleyman ve Ordusu sizi
çiğnemesin” dediğini işittiği ve "Ben bir Peygamberim, sizi hiç çiğner
miyim?” diye cevap verdiği; bunun üzerine karıncanın "Maksadım
başkaydı, senin debdebeni görüp seyre dalarlar ve zikirlerini unuturlar
1
diye söyledim", dediği anlatılır .
Hz. Süleyman kuşdillerini biliyordu; kuşlar da onunla gayet açık
olarak konuşabiliyorlardı. Bu dil birliği, her şeyden önce gönüllerin
birliği idi; onlar arasında mahremlik dili idi. Bütün kuşlar kendi sırlarını,
hünerlerini, bilgilerini, işlerini Süleyman Peygamber'e anlatıyorlar,
gösteriyorlardı. Gönülden gönüle yollar açık olunca sözsüz, işaretsiz,
2
yazısız bütün bilgiler ve hünerler akar gider .
“Bir dili konuşmak hısımlıktır, bağlılıktır; insan
yabancılarla kaldı mı bağlanmışa, hapse düşmüşe
benzer.
Nice Hintliyle Türkün dili birdir de, nice iki Türk
3
de yabancılar gibi, birbirlerinin dilini anlamaz."
Mevlâna, Hz. Süleyman ile çeşitli kuşları anlatmasının yanı sıra,
Hz. Musa'ya ait bir hikâye de anlatır. Gencin biri Musa'ya, "Bana,
canlıların dillerini öğret. Hayvanların ve canavarların dillerini
anlayarak bundan dinim için ibretler alayım. Đnsanların konuşmaları
sadece ekmeğe, soya ve boya aittir; ola ki hayvanlardan başka şeyler
öğrenirim", demiştir. Hz. Mûsâ, gence; bundan vazgeçmesini, bunun
çeşitli tehlikeleri olduğunu, esasen bir şey dileyecekse, öğrenecekse
1
Kur'ân- Kerim. 27/16-44
2
Mesnevi. 4/851 v.d.; 1/1207-1240.
Dîvan (2).s.109(1350), 114(1411-1412), 399(5194)
3
Mesnevi. 1/1210-1211

