Page 354 - Mevlana'nın Eğitim Görüşleri
P. 354
başarısız olur. Bilgi ve hünerle mağrur olmak, son derece yanlıştır. Bir
başka ortamda, kişilerdeki bilgi ve beceri çok yetersiz kalabilir.
Đnsanın bilgi ve hünerini, zaman ve mekân alabildiğine
sınırlamaktadır. Duyu organlarının içten ve dıştan yanılmaları, bilgiyi
zayıflatmaktadır. Tanrı, her varlığın aslını, bütün zaman ve mekânlara
hâkim olarak bilmektedir. Her şeyin önünü ve sonunu aydınlık olarak
bilen O'dur. Đnsan ise, bu dünya ve çevresi ile sınırlı olduğu gibi,
olayların sebeplerini ve sonuçlarını (öncesini ve sonrasını) görmekte de
âcizdir. Đnsanların bilgileri de, varlıklara ve olaylara taktıkları adlar da
eğretidir. Đnsanların en bilgini olan Âdem, Tanrı'nın bizzat öğretmenlik
yaptığı, her şeyin adlarını öğrettiği sağlam bilgili Âdem bile yanlış
yapmıştır. Bilgi, Âdem'i bile hatadan uzak tutamamıştır. Ama Âdem'i
kurtaran, onun Tanrı’ya inancı ve inancın ürünü olan olgunluğu olmuş;
hatasını kabullenmiş ve af dilemiştir.
Đnsanlar bilme, yapma ve yaşayış bakımından üç çeşittirler; bir
kısmı melekler gibi madde, hırs, öfke, arzu gibi şeylerle tamamen
bağlantılarını kesmişlerdir. Bu dünya savaşının dışında kalan, bu dünya
değişmelerinden etkilenmeyen bu kişiler, her şeyden kurtulmuşlardır.
Bunların tam zıddı olan insanlar ise tamamen öfke, tamamen şehvet
kesilmiş, bu madde dünyasının çekiciliğinden kendilerini kurtaramamış,
maddenin oyuncağı olmuş kimselerdir. Varlıklar içinde bu insanlar,
hayvanlardan daha aşağı bir seviyeye inmişler, hayvanî arzuları
şeytanlıkla birleştirmişlerdir. Bu insanlar, bu dünyanın bilgisiyle, bu
dünyanın kendileri için daha iyi hale getirilmesi ile uğraşırlar. Bu
dünyanın bilgileri, bu dünyanın zaman ve mekânına bağlıdırlar; zamanın
ve evrenin derinliklerinde, başka zaman ve başka mekân örgülerinde bu
bilgilerin bir değeri kalmayacaktır. Đnsanların hayvanlardan daha aşağı
bir seviyede yaşaması, çok derin, bazen neş'e ve haz ile bazen üzüntü ve
acılarla yaşanan bir uyku halidir. Yetenek ve yatkınlığın olmaması, kötü
huyun herşeye hâkim olması, -âdeta eşek ne yerse yesin eşek beyni
kesildiği gibi-dışardan görülen, duyulan her şey onun kafasında kötülük
ve akılsızlık olur. Üçüncü bir grup insan da vardır ki, bunlar yukarıdaki
iki grup arasında bulunurlar. Bu insanlar madde ile anlam, doğru ile
yanlış, akıl ile nefis arasında savaştadırlar. Aklın nefis ile savaşması,
1
insan için sonu gelmeyen bir savaştır ve eğitim bu konuda insanlara
yardım etmeli; yanlıştan doğruya, karanlıktan aydınlığa, maddeden
anlama, nefisten akla gidişte insanlara destek olmalı, yol göstermelidir.
Đnsanlar genelde bu dünyanın ekmeğine, malına, mevkiine
bağlanmış, bütün hayatını bunlar üzerine kurmuş öyle bir sarhoşluk ve
sersemlikle yaşamaktadırlar. Oysa insan bu dünyayı iyi değerlendirmeli,
hiç bir şeyin üzerine gereğinden fazla düşerek onun kendine hâkim
olmasına izin vermemelidir. Bu dünyadaki gerçek veya hayalî şeyler
insan benliğine üst olur, ona buyruk yürütürse, insanın ışık denizini
görmesi, o denize ulaşması zorlaşır. Hayallerden, zanlardan, arzulardan,
1
Mesnevi. 4/1505-1532
Dîvan(1).s.155(599-600)
Dîvan (2). s.578(7652-7655).

