Page 356 - Mevlana'nın Eğitim Görüşleri
P. 356
kazandığı her şey burada kaldığına göre, bu dünya bir oyun alanına
benzetilebilir. Nasıl, oyun dağıldığında çocuklar her şeyin boş olduğunu
anlıyorlar ve kazandıklarını da oyun alanında bırakıp evlerine
gidiyorlarsa, bu dünyaya sıkı bir şekilde sarılmak da, oyuna kendini iyice
kaptırmış bir çocuğa benzemek demektir. Hayatı geniş boyutlu
düşünerek, bu dünyanın dışında da işe yarayacak bilgi ve san'atları
öğrenmek gerekir.
Đslâmda, tasavvuf ehlinin, hayatlarını bir mesleği yaparak
geçirdiklerini görüyoruz. Kimi hallaç, kimi bez dokumacısı, kimisi camcı
v.s. idi. Mevlâna'nın çevresinde toplananlar da çeşitli meslekleri ve
san'atları yapan kişiler idiler. Bunların meslekleri ve işleri, irfanlarına,
büyük gerçeği anlamalarına ve o yolda çalışmalarına bir engel değildi.
Düşünceler de Tanrı'dan gelmektedir, bilgiler, işler ve san'atlar da. Đşler
ve san'atlar insanların önündeki sebep kapılarını kırar, onların
şahsiyetleri ile bütünleşir ve gerçek yolunda onlara eşlik eder.
“San'atlar, işler, huylar kıyamet günü çeyiz gibi
1
kalkar, sahibine gelir.”
Tanrı’nın bizzat kendisi bile bu dünyadaki işini bir an bile
boşlamamakta, varlık evrenini her an yokluktan varlığa, varlıktan
yokluğa götürmededir. Kendisi bir taraftan bin türlü rengi, bir türlü şekli,
sayısız gerçeklik çeşit ve kademelerini yaratırken insanların işsiz-güçsüz
kalması, onları işten uzak, düşünceden uzak yaratmış olması
2
düşünülebilir mi?
Her varlığın bir yaratılış amacı, bu amacı gerçekleştirmek,
Tanrı’nın iradesini yerine getirmek için birçok işi vardır. Đnsanlar da
3
yaratılırlarken hepsi bir iş, bir san'at üzerine yaratılmıştır .
Eğitim, insanın bu yaratılış gerçeği üzerine kurulmalı, kişilerin
tabiatlarındaki san'at ve hünerleri geliştirmeli, onların olgun gönüllerinin
hizmetine vermelidir.
1
Mesnevi: 1/1696.
2
Dîvan-ı Kebîr, cilt 5. s.153(1778-1779).
3
Dîvan-ı Kebîr, cilt 5. s.432(5578).

