Page 114 - Azerbaycan'dan Masallar
P. 114
‒ Padişahım, bunun boynunu nasıl vurdurabiliriz? Yine düşün, öyle bir
yere yolla ki daha gelmesin.
Padişah yine ikna olur ve der:
‒ Ey vezir, bu defa sen söyle.
Vezir:
‒ Padişahım, ona deyim ki “Ey ağ ustasının oğlu, padişahın bütün as-
kerleri sana misafir gelecek, onlara iyi hürmet edesin.” Bakalım, onları na-
sıl ağırlayacak?.. Eğer hizmette kusur ederse o zaman düşünürüz.
Padişah razı olur. Ağ ustasının oğlunu çağırıp padişahın emrini ona
söyler. Ağ ustasının oğlu yine eve keyifsiz biçimde gelir. Karısı bu durumu
hissedip heyecanla:
‒ Yine ne oldu böyle sana?
Ağ ustasının oğlu olanı biteni olduğu gibi anlatır. Karısı:
‒ Bundan dolayı niye düşünüyorsun? Sen ki babamın yolunu biliyor-
sun, gidip ona diyeceksin ki “Kızın sofrayı istiyor. Sen sofrayı getir baka-
lım, bak nasıl işler yoluna girecek?..
Ağ ustasının oğlu helalleşerek yola düşer. Gidip padişahın sofrasını alıp
getirir. Sofrayı açar, bir de ne görsünler, dünyanın en güzel nimetleri sof-
*
ranın üzerinde. Her şey vardır, altın tepsiler, kaplar, piyaleler , altından
kaşıklar, daha ne deyim, bütün her şey... Pek çok. Yemek için ne istersen
var. Bir padişah değil, tam on padişahın misafirini doyurur.
Padişahın askerleri tam o sırada çıkıp gelir. Bakarlar ki her şey yerli ye-
rinde. Misafir askerler için çok muhteşem bir sofra hazırlanmış. Padişahın
askerleri yer, içer, çıkıp gider.
Askerler dağıldıktan sonra ordu komutanı, padişahın huzuruna çıkıp:
‒ Ey padişah, ağ ustasının oğlu bizi çok güzel misafir edip doyurdu.
Hepimiz altın tepsilerde yedik. Böyle güzel sofayı hayatımda görmedim.
Padişah yine hayretler içinde kalır. “Bu ne iştir, ben bittim. Bu nasıl
sırdır ki bunu ağıma düşüremiyorum.” diye söylenir.
Padişah yine vezirini çağırıp:
* Piyale: Kadeh, şarap bardağı.
AZERBAYCAN’DAN MASALLAR • 113

