Page 149 - Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitimi Kuruluşlar ve Tarihçeler
P. 149
1 3 2
kalacakları tabii idi. Tevhidi tedrisâtı düşündüğümüz zaman
onun avamfiribane iğfalata vesile yapılacağını tahmin etmi
yor değildik. Bizim için bunların hepsi malûm idi. Kapanan
bazı müesseselerin hiç olmazsa harfleri ve harekeleri tanıt
mak gibi bir faidesi vardı, şeklinde nazariyeler ileri sürüle
ceğini, tevhidi tedrisat ile birtakım müessesatı kapatmak
yerine onları ıslah etmek daha faydalıdır, gibi fikirlerin or
taya atılacağını, bu gibi itirazların ne gibi netayici olacağını
hep biliyorduk. Fakat Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı
nı verdi. Tedricen varılacak muazzam gayeleri tacil etmek
inkılâp yapmaktır. B. M. M. nin zarurî bir neticeyi bir ka
nun ile tacil ve tesbit etmesi bir inkılâp addolunabilir. Bu
nu yapmak için arîzü amîk düşündük. Gördük ki başka
hiçbir çare yoktur. Gördük ki bütün dünyanın yolu bu yol
dur. itilâya ve medeniyete eren milletler, hep bu yoldan
giderek bugünkü seviyelerini buldular. Mugalatalara, tezvir
lere boyun eğmek itirafı acz olurdu. İnkilâplar, kâdir ve
kahirdir.
“Biz, tevhidi tedrisat ile yapılan, daha yapılacak olan iş
lerin; memleketin bütün hayatında, fikrî, sınaî, fennî hayatlar
da olduğu kadar, İçtimaî hayatta da başlıca esas olduğuna
kaniiz.
«Yaptığımız işi dine münafi görmek, yapılan işi görme
mektir. Herkes fiil haline gelmiyen hayırları iptidadan gör
mez. Ammenin gözü fiile inkilâp etmiş neticeleri görür.
Onu iptidadan göremediği için itiraz edecek sesleri dinleme
yiz. Hedefe varmak için her cahilâne itiraz ve teşebbüs
bertaraf edilecektir. Kanunun bu husustaki salâhiyetlerini
bütün şümuliyle tatbikte en ufak bir tereddüt gösterecek
değiliz. Hiçbir mâni karşısında tevakkuf edemeyiz ve et-
miyeceğiz.
“Arkadaşlar, dünyanın umumî vaziyetini düşününüz.
Dünyanın vaziyeti bize yükselmemiz için haykırıyor. Bu
vaziyetten azamî istifade etmeliyiz...»
Bu belgeler, Tevhidi tedrisat kanununun hangi düşün
celere dayanarak doğduğunu göstermiye yeter. Bütün bu
düşüncelerin vargısı, Kanunun birinci maddesinde şöyle
deyimlenmiştir:

