Page 288 - Türkiye'de Eğitim Bilimleri Tarihi Üzerinde Bir Araştırma
P. 288

260
                                  TÜRKİYE’DE EĞİTİM BİLİMLERİ TARİHİ

                 İkincisi,  “psikolojik”  bir  eğitim  anlayışıdır.  Buna  göre,  eğitimde
             “pragmatik”  (yararcı)  bir  esastan  hareket  edilir.  Yani,  eğitimde  bireyin
             yararı,  toplum  içindeki  ihtiyaçlarına  göre,  “egemen”  bir  durumda  ol­
             malıdır.
                 Üçüncüsü de,  “sosyolojik” bir eğitim anlayışıdır.  Buna göre eğitim,
            tamamen  “toplumsal” bir olgudur. Eğitim, birtakım toplumsal  olgulardan
            oluşmuştur.  Bu  olgular  arasındaki  ilişkiler,  istatistik  yöntemi  ile  tesbit
            edilebilir.  Bunlar,  değişmez  ilişkilerdir.  İşimiz,  bu  ilişkileri,  bilimsel
            yollarla  bulmak  ve  eğitim  kurumlarımızı,  bunlardan  çıkaracağımız  so­
            nuçlara göre, yeniden düzenlemektir.
                Bu  anlayış,  araştırmaya  ve  toplumsal  yasaları  bulmaya  yönelik  bir
            eğitim anlayışı getirmiştir.
                Eğitim  bilimlerimizin  tarihinde  I9l6’da yayımlanan  “Terbiye  İlmi”
            adlı kitabında l.H. Baltacıoğlu da eğitimin “toplumsal bir olgu” olduğunu
            söylemiştir.  O  da,  nedensellik  ilişkilerinden  söz  etmiştir.  Fakat,  bu,
            genel düzeyde kalmıştır. Somut bir eğitim araştırmasına gidilememiştir.
                H. Hüsnü Cırıtlı, bu açıklamalardan sonra şu eleştiriyi yapmıştır:
                 Bugün en ileri ülkelerde, özellikle Amerika ve İngiltere’de, toplumsal
            eğitim anlayışı egemendir.  William James’e  ve John  Dewey’e karşı duy­
            duğumuz  hayranlığa  bakılırsa,  biz  de  bilimsel  anlayış  basamağına  so­
            kulmuş bulunuyoRiz. Fakat, eğitim yazılarımıza ve eğitim etkinliklerimize
            bakılırsa,  henüz  pek  öznel  bir yöntemle  çalıştığımız,  yani  fizyolojik  an­
            layış  basamağında  bulunduğumuz  açıkça görülür.  Fizyolojik  anlayış  ba­
            samağı  ile sosyolojik  anlayış basamağı arasında 50 yıllık  bir uzaklık  var­
            dır.  Bu  nedenle  biz,  bugün,  eğitim  işlerinde,  Amerika’ya  göre,  50  yıl
            gerideyiz; demek, pek hatalı bir yargı olmasa gerek.”(**0
               Bu eleştiriler, o günkü ortam içinde fazla belirgin bir tepkiye yol aç­
           mamış; sorunlar, bu eleştiri doğrultusunda çözümlenmeye çalışılmaştır.
           En azından, ders  kitaplarında bilimsel  araştırma sonuçlarına yer vermek
           gibi. Bu, bir olgunluk ifadesidir ve eğitim tarihimiz açısından değer taşır.


               Eğitim Anlayışlarının Türkiye’de Eğitim Kitaplarına Yansmıa.sı:
               Gerçekten, H.Hüsnü Cıntlı’nın belirttiği eğitim anlayışları, bizim eği­
           tim  tarihimizde  de  (pedagoji  kitaplarında)  görülmüştür.  Medreselerde  ve­
           rilen eğitim anlayışı, teolojik eğitim anlayışını simgeler. Bu,  II.  Meşrutiyet

           (83) A.g.e., s. 23.
   283   284   285   286   287   288   289   290   291   292   293