Page 296 - Mevlana'nın Eğitim Görüşleri
P. 296

Hz. Âdem'in yüceliğini maddesinden dolayı değil, gönlünden ve
                        bilgisinden  dolayı  kabul  eden  melekler,  insan  yaratılmadan  önce,
                        tamamen ışıktan yaratılmış olan kendilerinin yeryüzüne kulluk tohumları
                        ektiklerini, bu arada kendilerinin ışık olmalarına rağmen karanlık toprağa
                        ilgi  gösterdiklerini  söylüyorlardı.  Bu,  saf  toprakla  meleklerin  ışığından
                        çok daha ince bir ışıkla yaratılmış olan Hz. Âdem yüzünden imiş. Onlar
                        bunu bilmiyorlardı. Yüce Tanrı topraktan Âdem'i yaratırken kulluğu ve
                        ışığı, lâfa-söze sattığını sanıyorlardı. Daha sonra Âdem kendilerine ders
                                                                                           1
                        vermeye başlayınca gerçeği, insanın Tanrı'nın sırrı olduğunu anladılar .

                               Tanrı'nın   Âdem'e     adları   belletmesi,   onun    topraktan
                        yaratılmasından  daha  önce  olmuştu;  öyle  ki,  Âdem'in  topraktan
                        yaratılması, o bilgilerin yüzünün örtülmesine neden oldu. Bu bakımdan
                        insandaki  bilgiyi  doğrudan  göremeyiz;  onu  görmek  için  o  bilginin  söz,
                        yazı  ve  görüntüyle  kendisini  açığa  vurması  gerekir;  insanlar  ancak  bu
                        şekillerde görünen bilgiyi anlarlar. Tanrı bilgisinin varlık evrenleri ve bu
                        evrenlerdeki  çok  çeşitli  varlıklar  olarak  cisimleşmesi,  bir  taraftan
                        Tanrı'nın bilgi öbeklerinin farkına varmamızı sağladığı gibi, bir yandan
                        da bunların örtülmesine neden olur. Varlık evrenleri gibi, aslında yokluk
                        evrenleri de, varoluş da Tanrı bilgisinin bize çeşitli görünüş şekilleridir.
                        Söz, şekil, görüntü, koku, var oluş ve yok oluş şekillerinde bu bilgi bizim
                        duyu  organlarımıza  ve  aklımıza  ulaştığı  gibi,  bu  özelliklerin,  gerçeğin
                        özünü kat kat örtüler altına alması ve duyu organlarımızın algı bozukluk
                        ve özellikleri, gerçeğin kendisine ulaşmamızı engeller.

                               Peygamberler  Tanrı'nın  bilgisine  doğrudan  ulaşmış,  aradaki
                        melekleri  bile  kaldırmış  ulu  kişilerdir.  Bu  kişiler  Tanrı  bilgisinin
                        insanlara ulaşmasında bir vasıta olmuşlardır. Tanrı'nın gizli vahyini her
                                       2
                        gönül  duyamaz .  Đnsanlar  bu  dünyadaki  çeşitli  varlıklar,  olaylar  ve
                        bunlardan  zaman  ve  mekânlar  içinde  edinilmiş,  dilde,  kitaplarda,
                        görüntülerde  ve  çeşitli  kültürel  eserlerde  kristalize  olmuş  bilgilerle
                        yetinmemek, onu geliştirmek zorundadırlar,

                               Đnsanların  aklındaki  tortulardan  oluşan  bilgiler  bazen  gerçeğin
                        anlaşılmasında yararlı iş gördükleri gibi, bazen de (veya bazı kişiler için
                        de) gerçeğin anlaşılmasına engel olurlar. Bilgi kimine yeni bilgi ufukları
                        açar, kimine ise bütün bilgi  yollarını tıkar. Bu, bir şeyin kimine fayda,
                        kimisine zarar vermesi gibidir.

                               Varlıkların  amaçları  kendileri  değildir;  varlıklar  bir  başka  güç
                        tarafından yaratılırlar ve burada amaç da varlığın kendisinden çok daha
                        yücedir. Şekiller  anlamlar içindir; şekilden şekle gitmek, bir fasit daire
                        içine  düşmek  demektir.  Şekillerden,  renklerden,  olaylardan  anlamlara,
                        sorulardan  cevaplara  gidildiğinde  gerçeğe  yaklaşılmış  olur;  yoksa
                        bunların kendileri içinde dönüp kalırsak, gerçeklik kademelerinin en dış
                        yüzeyinde dolaşıp kalmış oluruz.




                        1
                         Mesnevi. 1/2658-2695, 4/2970-2973, 5/2104.
                        2
                         Mesnevi. 4/2979-2985.
   291   292   293   294   295   296   297   298   299   300   301