Page 301 - Mevlana'nın Eğitim Görüşleri
P. 301
cinsiyetlerinin, kültürlerinin, istek ve ihtiyaçlarının şekillendirmesine
bağlıdır. Bunlardaki değişmeler, insan bilgisinde de değişmelere neden
oluyor. Şu andaki bilgilerimizin kaynağı olarak sadece duyu
organlarımızı alırsak ve bu bilgiyi de genel-geçerli bir bilgi olarak
savunursak, bu bir hata olur. Belki özdeki gerçeğe dayanan bilgi,
duyulara dayalı bilginin tam tersi olur. Suya doğru hızla koşan susuz bir
sürü düşünün, bir noktada bu sürü gittiği yerin yanlış olduğunu, orada su
bulunmayıp tam tersi yönde su bulunduğunu fark etse ve sürüdeki bütün
hayvanlar kendi eksenleri etrafında geri dönseler, en başta giden koyun
en arkada kalır, en arkadan gelen topal koyun da en başa geçmiş olur.
Tıpkı bunun gibi bir durum, bilgi konusunda da ortaya çıkabilir. Bu
nedenle yanlış bilgi peşinde koşmamak, yanlış bilgilere göre yaşamamak
gerekir. Gerçek bilgi, Tanrı yolunun bilgisi, Tanrı katından verilen
bilgidir. Đnsan için, tıpkı Âdem'in bilgisi karşısında meleklerin dediği
gibi, “Bizim (kendimize ait) bilgimiz yok; ancak senin bellettiğin bilgiyi
1
biliriz” itirafında bulunmak gerekir. Düşünmek gerekir ki, öncenin
amacı kendisinden sonrasıdır. Meyve ağaçtan sonra gelir, ama ağacın
amacı ve anlamı meyvedir. Bilgide ihtiyatlı olmak, sonu, her şeyin
2
amacını düşünmek gerekir .
Đnsanlar bu dünyanın görünüşlerine, süt çocuğunun süte
bağlandığı gibi bağlanmışlardır. Onlar, çocuğun bir çok şeylerin farkında
olmaması gibi, ince hakikat ışığının farkında değillerdir; ancak onun
perdelenmiş şeklini hissedip perdeli hakikatle yaşamaktadırlar. Bu,
kabaca bir kitaptaki yazıların şekillerini görüp şekilden anlama
gidemeyen, yazıyı okuyup ne dediğini anlayamayan insanların haline
benzer. Halbuki insan, hayatın anlamını düşünse, bunu apaçık görür;
yokluktan varlığa gelmiştir, bir kan pıhtısından bebek olmuş, karanlık ve
su dolu bir dünyadan aydınlığa çıkmıştır; annesinin karnındaki beslenme
şekli ile bebekliğinde ve yetişkinliğindeki beslenme şekilleri birbirinden
farklıdır. Milyonlarca yıllık evren tarihinin içinde onun ömrü bir gün, bir
an gibidir. O, bu madde dünyasında maddeleşmiş, bu arada bir çok başka
maddeleri kullanmış ve gene madde olmayan evrenlere gitmiştir.
Bu dünyadaki insanın ruhunu olgunlaştırmazsak, o ham bir
meyve olarak kalır. Adeta bu dünya bir meyve ağacı, insanlar da onun
dallarına sıkı sıkıya yapışmış meyvelere benzerler. Ama ham meyve neye
yarar; olgunlaşmak, tatlanmak, bir işe yaramak gerekir. “Bir şeye sımsıkı
3
sarılmak taassuptur, hamlıktır.” Bu nedenle, insanın bedenen
olgunlaştığı gibi ruhen de olgunlaşması, yani dıştan olduğu gibi içten de
olgunlaşması gerekir. Đnsanın kendi iç evrenine ulaşması, bu maddeden
ibaret zayıf yaratığın birlerce kat derin mi derin, ulu mu ulu bir varlık,
yüzlerce evreni içine alan bir evren olduğunu anlaması gerekir.
Đnsan aklının, insan bilgisinin oluşma, şekillenme şartları yüce
Tanrı tarafından ayarlanmıştır. Göz için şekiller ve renkler, kulak için
1
Kur'ân-ı Kerim. 2/32.
2
Mesnevi. 3/1117-1130.
Dîvan (2).s.155(1951)
3
Mesnevi. 3/1294-1305.

