Page 306 - Mevlana'nın Eğitim Görüşleri
P. 306
sevgi gibi çeşitli kaynaklar vardır ve insanın yaptığı her işte, her
davranışta bunlar kaynaştırılmalıdır.
Herkes bilgisini ve hünerini satar; herhangi bir hüneri olan usta,
işini ve şahsiyetini bunun üzerine kurduğu gibi, çevresindekilere de bunu
öğretir. Herhangi bir bilim alanında bilgili olan da öyle. Ama bu bilgi ve
hünerler insana ne kadar gereklidir? Bu konuda, bütün insan
topluluklarında neredeyse evrensel hale gelmiş bir hikâyenin kendi
çağındaki bir versiyonunu Mevlâna da anlatmaktadır: Gemi ile seyahat
eden bir dilbilimci, yolda gemici ile sohbet etmektedir. Bir ara dilbilimci
gemiciye, “Sen Nahiv (Arapça gramer) biliyor musun?” diye sorar;
“Hayır” cevabını alınca da, “Ömrünün yarısı boşa gitti” der. Gemicinin
kalbi kırılır, kızar ama susar. Derken fırtına çıkar, gemi bir girdaba
yakalanır, girdaptan geminin kurtulamayacağı anlaşılır. Gemici
dilbilimciye “Sen yüzme biliyor musun?” diye sorar. Yüzme bilmeyen
dilbilimci gemiciye yalvarmaya başlar. Gemici, “Nahivci”, der “bütün
1
ömrün boşa gitti, çünkü girdaba düşen gemi batar gider.”
Burada, eğitimin en önemli problemlerinden biri olan “neyi
bilmeli” konusu gündeme getirilmektedir. Đnsan önce kendi içindeki
yanıltıcı bazı huyları öldürmeli, yok olmayı bilmeli, olgunlaşmalı, Hakk'a
teslim olmalıdır. Unutmamalı ki, deniz, yüzme bilmeyen, çırpınıp duran
diri kişiyi içine çeker, boğar; ölmüş, denize teslim olmuş kişiyi ise su
üstünde tutar ve kısa zamanda sağlam bir zemine, sahile atar. Đnsanın
olgunlaşmasından maksat, kendini feda etmeyi, teslim olmayı, yok
olmayı öğrenmesidir. Yok olmayı öğrenemeyen, dünyanın en bilgilisi
bile olsa, bir anlamı yoktur. Her şeyin aslı yok olmadır. Đnsanlar nihayet
bilgi testileridir, onları iyice doldursak bile, bilgi denizine varınca
kırılacak ve denizde yok olacaktır.
Bilginin iki yolu vardır; ikisi de birbirine zıttır ama kendi yolları
üzerinde gitmeye devam ederlerse, sonunda ikisi de aynı noktada
birleşirler; tıpkı bir çember üzerinde başlangıçta zıt yönlerde giden ve
birbirinden uzaklaşıyormuş gibi görünen iki kişinin, sonunda belli bir
noktada buluşmaları gibi. Kendi yolunu gerçek ve doğru yol gibi bilen
tam inanç sahipleri, kendi yollarında hoştur. Ancak her iki yolu da
beğenmeyen, bu birbirine zıt gibi olan yollar karşısında bir karar
veremeyen taklitçiler, hasetlerinden ortada kalırlar.
Đnsan aklının yettiği şeylerden başka akıl edecek şeyler de vardır;
Tanrı, insan aklından başka akıllar da yaratmıştır. Her varlık, her tabiat
olayının akışı bu akıllar sayesindedir. Bunlara ulaşmak için sadece
maddeden kaynaklanan aklı değil, insanın gönlünden kaynaklanan sevgi
ve aşk aklını da kullanmak gerekir. Sadece rızk sağlamak, maddeye
hâkim olmak yetmez; Tanrı sevgisini anlamak, onu özlemek, onunla
2
uğraşmak da gerekir ve bu, insan için çok daha faydalı ve iyidir .
1
Mesnevi. 1/2847-2853.
2
Mesnevi. 5/3226-3238.
Dîvan (2). s.197(2484), 517(15. gazel).

