Page 315 - Mevlana'nın Eğitim Görüşleri
P. 315
tok olan adam ekmeğin şeklini, yemeklerin sırasını, servis edilmesini,
pişme derecesini, sofrada durdukları yeri v.s. inceleyecektir; aç olan
adam ise ekmeği ve yemekleri kendi ihtiyacını karşılamak için yemeye
başlayacaktır. Đşte insanlara verilecek eğitim de bu noktalardan hareket
ederek öze yönelik olmalıdır. Đnsanlar şekillere, dış görünüşlere değil her
şeyin özüne bakabilmelidir. Đnsanlara eğitim vasıtasıyla verilecek
bilgilerin ve bilimlerin de, varlıklar ve olayların dış görünüşlerinin bilgisi
1
değil, özün, anlamların bilgisi olması gerekir .
Đlimlerin hepsi şekildir. Đnsanların gerçek bilim sahibi
olabilmeleri için bunu canlandırmaları gerekir. Bilginin gücünü faal hale
2
getirmek ilâhî bir şeydir. Bizim parça-buçuk bilgilerimizin aslı, yüce
Tanrı'nın katındadır. Tanrı, varlık ve yokluk evrenlerini her an yeniden
yaratırken kendi bilgisinin bazı parçalarını harfsiz ve sözsüz olarak
faaliyete geçirmektedir. Bilgilerin insan ruhunda canlanması, tıpkı cansız
bir bedenin dirilmesine benzer. Tanrı'nın insanlara hitabı, bilgilerin açık
ve canlı hale getirilmesi yoluyladır. Onun sese, harfe, dile ihtiyacı yoktur;
zaten hiç bir söz, yazı, resim v.s. de gerçeği Tanrı'nın gösterdiği berraklık
ve mükemmellikte gösteremez. Buna rağmen insanlar sese, yazıya,
görüntüye alışmışlardır; bu nedenle bu dünyada eğitilmelerine ihtiyaç
vardır. Ancak burada da, insanların harf, ses ve görüntü aşamalarında
takılıp kalmaları, bilginin özüne yaklaşmamaları tehlikesi vardır.
Đnsanlar genelde dünyanın nimetlerinden faydalanırlar ve onların
gerçek anlamlarını bilmezler. Tıpkı bir küçük bebeğin annesinden süt
emmesi, onun koruması ve bakımına rağmen onu tanımaması, bir
meyvenin ağaçtan her türlü faydayı elde ettiği halde ağacı tanımaması
gibi. Öte yandan insanların çoğu farkına varmadan çeşitli bilgilerden
faydalanırlar, ancak bu bilgilerin aslını bilmezler. Ama aklımızın,
canımızın, bilgimizin kaynağı, ilâhîdir, oradan beslenirler, oradan
3
beslendikçe gelişip gerçekleri daha çok anlarlar .
Đnsan, bilgisini ilâhî kaynaktan beslemiyor da sadece çevresinde
algıladıklarından oluşturuyorsa, bir çok yanlışlar içinde boşuna dolanmış
olur. Gerçi bu şekilde bilgi oluşturma zihinsel olarak onun hoşuna ve
kolayına gider; ancak unutmamalı ki, toprak yiyen bir kimse bundan
hoşlansa bile, bu yaptığı onun sağlığı açısından tehlikelidir. Safra hastası
olanlar da ekşi şeyleri severler ama bu onları daha da hasta eder. Kolu
kırılıp ta yanlış tutmuş olan bir kimsenin kolunu düzeltmek için tekrar
kolunu kırmak ona çok acı verecek ve o da bundan kaçınacaktır, ama
doğru olan bu şekilde tedavi etmektir. Eğer bir yanlışlık, bir eğrilik
insanın hoşuna gidiyorsa, bu aldatıcı bir hoşluktur ve değeri yoktur. Đnsan
yanlış zan ve alışkanlıklarından kurtarılmalı, ona gerçeği göstermelidir.
Eğitimin olabilmesi için bilgisizliğin ve eğitimsizliğin olması
gerekir. Çok bilgili ve becerikli bir öğrenciye, eğitimle aynı bilgi ve
becerileri vermeye kalkışmak anlamsız olur. Eğitim için bilgisizlik şartı
1
Fîhi Mâfih. s.112-113.
2
Dîvan (2). s.335(4308-4309).
3
Fîhi Mâfih. s.239-240.

