Page 313 - Mevlana'nın Eğitim Görüşleri
P. 313
Eğitim açısından anlamlı olan şöyle bir hikâye anlatılır. Bir
padişah oğlunu hüner sahibi bir topluluğa teslim etmiş; onlar da bu çok
aptal olan çocuğa yıldız bilgisi, fal bilgisi ve daha başka bilgileri de
öğretmişler ve padişaha teslim etmişler. Padişah da, oğlunu imtihan
etmek maksadıyla yüzüğünü avucuna saklamış ve çocuğa “Söyle
bakalım, avucumda ne var?” diye sormuş. Çocuk, “Avucundaki
yuvarlak, sarı ve içi boş bir şeydir”, demiş. Padişah, “Özelliklerini doğru
verdin, o halde ne olduğunu da söyle” deyince, çocuk “Kalbur olması
gerekir” demiş. Padişah hayretler içinde kalarak şöyle demiş: “Aklı
şaşkınlığa düşüren bu kadar özellikleri, gördüğün öğrenim ve kazandığın
bilgi sayesinde bildin; fakat kalburun avuca sığmayacağını nasıl
1
düşünemedin?”
Bu, bütün çağlardaki eğitim olgusu bakımından son derece
anlamlı bir hikâyedir. Eğitim sistemleri öyle adam yetiştirmektedir ki,
bunlar çeşitli konuları ele alarak ve “kılı kırk yararak” incelemekte, en
ince ayrıntılarına kadar da bilmektedirler. Ancak bunlar, kendilerine her
şeyden daha yakın ve daha önemli olan kendi özü üzerinde, kendi anlamı
üzerinde düşünememekte ve bir şey de bilememektedir. Đnsanın işleri,
sözleri, renkleri, şekilleri cevher değildir, öz değildir. Đnsan her şeyden
önce kendinin ne olduğunu bilmeli ve kendini bulmalıdır. Hiç kuş sesini
taklit eden avcı ile kuşun kendisi bir olur mu? Hiç papağanla insan aynı
olur mu? Taklit ve eğreti bilgiden ve davranıştan kaçınmak, özü bulmak
2
ve onun anlamına uygun yaşamak gerekir .
Vücudun şekli, özellikleri, yaptıkları işler geçicidir demekle insan
vücudunu aşağı ve gereksiz bir şey olarak göstermek istemiyoruz. Evet,
asıl öz iç anlamdadır, ancak anlamların ortaya çıkabilmesi için madde
gereklidir. Hiç bir zaman özler doğrudan doğruya ortada gözükmezler;
belirli kılıflar ve kabuklar içindedir ve fonksiyonlarını ancak orada yerine
getirirler. Beyin, kafatasının dışına çıkartıldığında iş görebilir mi? Veya
3
çekirdek kabuğundan çıkartılarak ekildiğinde ürün olur mu? Bu
bakımdan, insanın özü ve anlamı yorumlanırken insan varlığını bir bütün
olarak alıp, anlamı ve özü o bütünlükte bulmalıdır.
Eğitimin amacı her zaman yüce olmalıdır; eğitim genişletmeli,
geliştirmeli ve her zaman şerefli olmalıdır. Bir hayvanı terbiye edip bir iş
yapmaya alıştırdığımızda, bir değerli taşı işleyerek daha değerli hale
getirdiğimizde, bilgisiz bir kimseyi bilen, olgun bir kişi haline
4
getirdiğimizde yüce bir iş yapmış oluruz .
Eğitimde kısa alt-amaçların üstündeki en yüksek amaç, çok
önemlidir. Kim yetiştiriyor, ne için yetiştiriyor? Eğer insan tabiatına ve
yaratılışına uygun olmayan kötü bir niyetle eğitim yapılıyorsa, eğitim
silâhı tamamen tersine çevrilmiş demektir. Böyle bir durumda eğitimin
alt kademelerinde ne kadar başarılı olunursa, eğitimin yüksek amacı
1
Fîhi Mâfih. s.28.
2
Fîhi Mâfih. s.25-30 Dîvan(1).s.431(258. gazel).
3
Fîhi Mâfih. s.30.
4
Fîhi Mâfih. s.41.

