Page 68 - Mevlana'nın Eğitim Görüşleri
P. 68

halde  duyu  organlarımız  ve  bütün  diğer  vücut  parçaları  en  küçük
                        zerresine  kadar,  iradî  ve  gayri  iradî,  aklın  kontrolünde  çalışır.  Böylece
                        yapılan bütün işler aklın eseridir, vücut ve organlar bir âlettir. Yeterince
                        aklı olmayan veya deliren bir adamın yaptığı işler hoşa gitmez. Saf akıl
                        olan  melekler  bile  bazı  işleri  yapmak  için  âletlere  muhtaç  olmuşlardır.
                        Meleklerin  bütün  vücudu  akıldır  ama  gene  de  kolları,  kanatları,  elleri,
                        gözleri vardır. Bu, balmumundan veya buzdan yapılmış kuşlara benzer;
                        bütün vücutları aynı maddedendir, eritince safi balmumu veya su olurlar;
                        ama  iş  yapmak  için  cisimleştirilmişlerdir.  Đnsan  ise  aklın  ve  toprağın
                                  1
                        karışımıdır . Can ve akıl burada topraktan yapılmış organları kullanırlar;
                        bu nedenle algılar meleklerdeki kadar saf olamaz. Đnsanın duyu organları
                        meleklerinkinden  oldukça  karışıktır  ve  insanın  işi,  meleklerden  daha
                        zordur.

                               Đnsanların duyu organları doğar doğmaz yetenekli olmazlar; belli
                        bir  büyüme  ve  olgunlaşmadan  sonra  yeteneklerini  kazanırlar.  Bir
                        kızgınlık, üzüntü, sevinç, çevre değişimi veya hastalanma, yaşlanma gibi
                        durumlarda da algılamaları değişir. Yeni doğan bir çocuk hem algılama
                        hem hareket yönünden çoğu hayvanlardan daha beceriksizdir. Daha sonra
                        büyüme, olgunlaşma ve öğrenme ile iş yapabilir hale gelir.

                               Đnsan, bu dünyanın mantığına göre yaratılmıştır. Bu dünyada saf
                        canın,  saf  aklın  iş  yapabilmesi  için  şekillere  ve  sebeplere  dayanması
                        mantıklıdır. Şekiller ve sebepler olmadan da iş yapılabilir ama, bu Allah
                        katının bilgisindendir. Nasıl, kayısı çekirdeği kabuksuz ekilmiyorsa, nasıl
                        buğday  tarlaya  un  halinde  saçılmıyorsa,  can  ve  aklın  da  dış  kabuğa
                        ihtiyacı vardır.

                               Duyu  organlarının  görevlerini  yapabilmeleri  için  mutlaka  ışığa
                        ihtiyaçları vardır; bu ışık candır. Allah ışığı, can ışığı olmadan beden bir
                        çöplük, bir leştir. Bedeni parlatan, onu iş görür hale getiren can ışığıdır.

                                              "Söz  de  can  ışığıdır,  göz  de,  kulak  da.  Suyu
                                                                        2
                                              kaynatan, ateşin ışığıdır. "

                               Yalnız,  genelde  insanın  duyu  organları  ilk  önce  alıcı
                        durumdadırlar.  Göz,  dışardan  güneş  ışığının  aydınlattığı  nesneleri  ve
                        renkleri  görür;  kulak,  başka  cisimlerin  çıkardığı  sesleri  duyar,  burun
                        dışarıdaki belli kokuları alır v.s. Her şeyin temeli ışıktır; güneş olmayınca
                        ne şekiller belli olur ne renkler, bunların açıkça ortaya çıkması için önce
                        ışık gereklidir. Ancak insanın duyu organlarının  hayvanilik aşamasında
                        sadece zayıf bir ışık, bir ateş ışığı vardır. Bu organlardaki ışığın  güneş
                        ışığı  veya  Allah  nuru  haline  gelebilmesi  için  inanmak  gerekir.  Allah
                        Âdem'i  yarattığında  ona  isimleri  öğretmişti,  tertemiz  bir  ışıkla  bakma
                        gücü vermişti. Bugün de insanın duyu organlarındaki anlayarak algılama
                        gücü  diğer  varlıklardan  daha  fazladır.  Đnsan  bu  yüzden  yücedir.  Đnsan,
                        Allah'ın  kendisine  verdiği  ışığı  karartmamalıdır;  bunun  çaresi  de  bilgi
                        öğrenmektir.  Önemli  olan  ışıktır,  diğer  insanların  parlak  ışıklarından

                        1
                         Fîhi Mâfih. s.166- 167,220-221
                        2
                         Mesnevi. 1/3284
   63   64   65   66   67   68   69   70   71   72   73