Page 122 - Manas Destanı
P. 122

Kanıkey Hatun düşündü, taşındı nihayet Manas’ı rahatsız eden süngü
                  parçasını bulunduğu yerden çıkarmaya karar verdi. Kemikten geçmiş olan
                  bu demir parçasını çıkarmak zor oldu. Bu müdahaleden de fayda olmadı.
                  Kanıkey’in çevresinde bulunan her şey güya ölüm ve felaket haberi veri-
                  yordu. Güzel Kanıkey ağlamakta devam ediyordu. Acıbay ile danışıp ona
                  “Aceke, ben ne kadar talihsiz bir bedbaht kadınmışım. Çevremdeki kar-
                  deş ve dostlara haber verecek kimsem yok, oğlum çocuk, dünyadan haberi
                  yok. Alp Manas’ın gözleri kapanıp o dünyaya giderse bu ölüm haberini
                  yakınlarına, dostlarına, silah arkadaşlarına kim haber verecek? Cenazesini
                  kim idare edecek? Manas’ın gözleri kapanırsa bu ülkede asayiş ve nizamı
                  kim koruyacak? İle sahip olacak kim var?.. Urum han oğlu Gökbörü’ye ha-
                  ber ver! Kahraman Manas’ımızı, gürültü patırtı çıkarmadan, onun ölüsü-
                  ne hakaret ettirmeden gömelim. Dostum Manas’a bu senin son hizmetin
                  olacak... Manas’ın bütün dostlarını toplayıp cenaze törenine katılmalarına
                  çalış! Karaca’nın kızı Saykal’a da haber ver, o da cenaze törenine katılsın...”

                     Manas ölüme yaklaşıyordu. Kanıkey Manas’ın silah arkadaşlarından
                  Acıbay Alp’ın her tarafa haber vermesini rica etti. O da şu cevabı verdi:
                  “Dünyanın dört tarafına haber vereyim. Er  Töştük ile İhtiyar Koşay’ı
                  da bırakmadan onları da çağırayım. Alp Manas’ımızın sevdiği hanımı
                  Kanıkey’in dediklerini anladım. Manas’ın canı için işaret ettiğin yerlere gi-
                  deyim. Şunu da arzedeyim ki benim Küren atım çok kartlaştı. Yelesinin al-
                  tında yağ kalmadı. Yolum üzerinde Canalı ile Karaç denilen iki düşmanım
                  var, benim Küren’im beni bunlardan kurtaramaz. Bu iki düşman benim
                  gözümü oyacaklar. Sen bana “Burul”u ver, bineyim, zırhı da ver giyeyim,
                  elime de Manas’ın “Ak Almaş” denen kılıcını ver. Yolda Tanrı’nın bela-
                  sı biriyle karşılaşırsam başını kesebileyim. Gece uykuyu gündüz gülmeyi
                  unutup senin emrini yapayım.”
                     Acıbay’ın sözlerini dinledikten sonra Kanıkey atların bulunduğu ahıra
                  gelip Tayburul’u Acıbay Alp’ın önüne çekti. Acıbay çabuk yola çıksın, diye
                  pek güzel kır at olan “Tayburul’u eğerletti, hazırlattı. Gökbörü’ye mektup
                  yazıp Acıbay’ın eline verdi. Bu mektubunda şöyle yazmıştı: “Çabuk gel.
                  Gecikip kalacak olursan dostun Manas’ın eşine karşı saygısızlık göstermiş
                  olur ve onu sarılık hastalığına müptela etmiş olursun. Sana da bu vefa-
                  sız dünyadan hayır gelmez. Manas’a verdiğin sözde durmazsan vefasız bir
                  adam diye meşhur olursun. Ey Gökbörü dost, bütün bunları hesaba alman
                  gerektir.”

                     Yine Er Töştük’e de haber vereceksin. Manas hayatta iken gelip görsün.
                  “Çalkuyruk” denen asıl atının başını bizim tarafımıza çevirsin. Manas’ın


                                                                  MANAS DESTANI • 121
   117   118   119   120   121   122   123   124   125   126   127